Dönüşüm Büyük Bir Sıçrayış Olmak Zorunda Değil
Kişisel Gelişim

Dönüşüm Büyük Bir Sıçrayış Olmak Zorunda Değil

Gökçe Malkoç Öncül Gökçe Malkoç Öncül 4 dk okuma
Kişisel Gelişim 4 dk okuma
Paylaş:

Hayat boyunca pek çok şapkayı aynı anda taşıyoruz. Peki, bu roller arasında “ben” dediğimiz kişi nerede?

Belki de dönüşüm tam bu soruyu kendimize sormakla başlıyordur. Bazen en ufak bir farkındalık, bazen alışkanlıklarımızı sorgulamak ya da kendimiz için küçücük bir adım atmak, kendimizin yeni bir versiyonunu keşfetmenin başlangıcı olabiliyor.

 

 

Hayatın İçinde Taktığımız Şapkalar

Sabah gözlerimizi açtığımız anda başlar düşünceler.

Daha yataktan kalkmadan zihnimizde günün listesi belirir: yapılacaklar, mailler, mesajlar, toplantılar, yetişilecekler, unutulmaması gerekenler…

Sonra aynanın karşısında durup düşünürüz:

“Bugün hangi şapkaları takacağım?”

Bir yandan iş hayatının temposunda kararlar alan, sorumluluk taşıyan, toplantıdan toplantıya koşan bir insan; bir yandan ebeveyn, eş, evlat, kardeş, arkadaş…

Yıllar içinde bir şapkadan diğerine bir anda geçebilmeyi o kadar iyi öğrenmişizdir ki bu anlarda kendi değerimizi de ne kadar çok şeyin sorumluluğunu taşıyabildiğimizle ölçeriz.

 

Her Şeye Yetişen Kurtarıcı

Yetişmek…
Her yere, herkese, her şeye…
Peki, bütün bunların içinde insan kendine yetişebilir mi?

“Her şeye yetişen kişi”nin ne ifade ettiğini Karpman Drama Üçgeni’nde çok daha detaylı görebiliyoruz.

Stephen Karpman’ın geliştirdiği model, ilişkilerde zaman zaman farkında olmadan deneyimlediğimiz üç rolü anlatıyor: kurban, kurtarıcı ve zalim.

Bu üçgen içinde özellikle kurtarıcı rolü hepimize tanıdık gelecektir.

Kurtarıcı kelimesi, duyduğumuz ilk anda oldukça olumlu bir his veriyor insana.

Herkese yardım ediyor, sorunları çözüyor, sorumluluk almayı hiç bırakmıyor, insanların hayatını kolaylaştırıyor. İş hayatında da aile içinde de çoğu zaman “iyi ki varsın” denilen kişi olabiliyor böylece.

Ancak destek olmakla başkalarının yükünü üstlenmek arasındaki ince çizgiyi fark ettiğimizde hikâye başka bir anlam kazanmaya başlıyor.

“Ben hallederim.”
“Ben çözerim.”
“Ben yetişirim.”

Bu cümleler bir süre sonra yalnızca yaptığımız şeyleri değil, kim olduğumuzu ve hayatımızdaki kişilerin bizi nasıl konumlandırdığını da tanımlamaya başlayabiliyor.

Kendimizi kurtarıcı olarak hissettiğimiz anlara ve o anlarda taktığımız şapkalara baktığımızda bunu fark edebiliriz.

Ebeveyn, eş, evlat, kardeş, yönetici, arkadaş… Her rolün içinde destek olmak, çözüm üretmek ve bir şeyleri yoluna koymak var.

Belki de bu yüzden her şeye yetişebilmek zamanla görünmez bir şapkaya dönüşüyor.

 

Kurtarıcıdan Koça

Burada çok önemli bir dönüşüm başlıyor: Kurtarıcı olmaktan koç olmaya doğru ilerlemek.

Aralarındaki farklara baktığımızda ilk göze çarpan nokta şu: Koç da insanın yanında durur ama onun sorumluluklarını üstlenmez.

“Senin için ne yapabilirim?” deyip çözümü bulmak yerine senin yapabileceklerini, seçeneklerini ve gücünü keşfetmen için sana alan açar.

Bu ayrım yalnızca koçluk açısından değil, hayatımda taktığım tüm şapkalar açısından da bana önemli geliyor.

Belki iyi bir lider olmak, ekibindeki herkesi anlamaya ve herkesin yanında olmaya çalışırken karşılaştıkları her problemi onlar adına çözmek değildir. Bazen iyi liderlik, doğru ve güçlü soruları sorarak kişinin kendi çözümünü bulabileceği alanı yaratabilmektir.

Belki ebeveyn olmak, çocuğumuzun karşılaşabileceği her engeli önceden tahmin etmeye ve kaldırmaya çalışmak değildir. Yaşına uygun biçimde kendini anlamasına ve gücünü keşfedebilmesine izin vermektir.

Belki arkadaş olmak da arkadaşımızın her sorununda hemen yardımına koşmak ve düzeni yeniden inşa etmek değil, bazen yalnızca yanında olmak, onu sadece dinlemektir.

Belki de dönüşüm tam burada başlıyor: Başkalarının hayatlarının sorumluluğunu onlara geri verebilmekte.

 

Güç Tam da Burada Saklı

Hayatı, sahne ışıklarının tamamen bize çevrildiği bir orkestrada enstrüman çalmaya benzetelim.

Karşımızdaki nota sehpasında duran sayfalara bakarız ve o an hangi parçayı çalacağımızı biliriz.

Sonra hayat önümüzdeki notaları değiştirir ve bize provasını bile yapmadığımız bir parça verir.

Önce zorlansak da öğreniriz ve sonra bir bakarız ki o yeni parçayı çalmakta ustalaşmışız.

Hayatta taktığımız şapkalar da biraz böyle. Her biri bize yeni bir deneyim kazandırırken başka bir yanımızı da güçlendiriyor: sabır, dayanıklılık, azim, empati, yeniden başlayabilme gücü…

Yıllardır hayatımızda olan şapkalara farkındalıkla baktığımızda şunu görebiliriz:

Biz zaten defalarca değişmişiz.
Her zorluktan yeni bir şeyler alarak, öğrenerek çıkmışız.
Yeni sorumluluklara uyum sağlamışız.
Düşmüşüz, kalkmışız, “yine yeniden” demişiz.

O zaman neden dönüşmek için ihtiyacımız olan gücün bizden başka bir yerde olduğunu düşünelim?

Mesele, sahip olduğumuz gücü kendi içimizde bulabilmekte ve sonra onu bir yöne çevirebilmekte…

 

 

Dönüşüm Büyük Bir Sıçrayış Olmak Zorunda Değil

Hayatın sakinleşmesini beklemek, ertelemek, gözümüzde büyütmek yerine kendimiz için küçücük bir adım atmakla başlayabiliriz.

Dönüşüm bazen yalnızca başlamaktır.
Hazır hissetmeden, cevapları bilmeden, sadece kendin için harekete geçebilmek…

Umut Esen, Tolstoy’un Bisikleti kitabında ertelemekten kurtulmayı ve kararları hayata geçirmek için aksiyon almayı ele aldığı bölümün “Kendinize değer verin” alt başlığında, insanın kendisini başkaları için yaşar hâle getirip kendi benliğini sürekli sona atmasının ne kadar anlamsız olduğunu anlatıyor. Uçaklardaki oksijen maskesi metaforuyla bunu öyle güzel ifade ediyor ki… Sadece başkaları için yaşamamanın, kendimizi de içine katacağımız bir yolun önemini vurguluyor.

 

İşte tam bu noktada mesele, “Ben aslında kim olmak istiyorum?” sorusunu kendine sorabilmek ve o anda kalarak bulunduğun yerden istediğin yere doğru atacağın adımları planlayabilmek…

Belki yıllardır hep isteyip de ertelediğimiz o eğitime başlamak…
Sevdiğimiz bir kitabı alıp okumak…
Yeni bir dil öğrenmek ya da bildiğimiz bir dili geliştirmek…
Takvimde yalnızca kendimiz için bir saat ayırmak…

Hayatımızın yönünü değiştiren şey, kocaman bir kararın yarattığı büyük bir sıçrayış değil, aslında aynı yöne doğru atabildiğimiz küçük adımların toplamıdır.

Gökçe Malkoç Öncül

Gökçe Malkoç Öncül

Kurumsal Lider | Profesyonel Koç, ICF

Kurumsal Lider | Profesyonel Koç, ICF

Tüm yazıları →

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir