Ya Hazır Hissetmek Diye Bir Şey Yoksa?
Kişisel Gelişim

Ya Hazır Hissetmek Diye Bir Şey Yoksa?

Başak Işık Uzun Başak Işık Uzun 4 dk okuma
Kişisel Gelişim 4 dk okuma
Paylaş:

Bir kapının önünde durduğunu hayal et. Elin kapı kolunda ama çevirmiyorsun.

Neyi bekliyorsun?

Kapının kendiliğinden açılmasını mı, yoksa senin o kapıyı açabilmek için daha “hazır” bir versiyonunu mu?

İnsanların çoğu, hayatlarının büyük bölümünü tam olarak bu noktada geçirir; kapı eşiğinde.

O eşikten adımını atabilmen için sana bunu söylemem gerek:

O “hazırım” hissi maalesef hiç gelmeyecek.

Çünkü hazır olmak, kapının ardında seni bekleyen bir ödül değil; sadece o kapıyı açmaya cesaret edenlerin sonrasında hissettiği bir durum.

Yani hazırlık, eylemin önünde değil, içinde saklı.

“Hazır” olmadan gerçekten başlanabilir mi?

Bunu en iyi anlatan hikâyelerden biri TEDx sahnesinden geliyor. Google mühendisi Matt Cutts, “30 Gün Yeni Bir Şey Dene” başlıklı konuşmasında, hayatındaki en kalıcı değişikliklerin kendini “hazır hissettiği” bir günde başlamadığını anlatır. Tek yaptığı, hazır olup olmadığını sorgulamadan sadece 30 günlüğüne küçük bir şeyi denemeye karar vermek olmuştur. Ve o küçük karar, aradığı hazırlığın ta kendisi hâline gelmiştir.

Peki sen şu an hangi kapının önünde bekliyorsun?

Hayatının hangi alanının “eksik” olduğunu içten içe biliyorsun ama bugüne kadar hiç dillendirmedin ya da dönüştürmek için gerçek bir adım atmadın?

İşin mi, ilişkilerin mi, bedenin mi, öğrenmeye devam etme isteğin mi, yoksa hayatına anlam kattığını hissettiğin an sayısı mı?..

Eksik olanı; yani hangi kapıyı açmaya gerçekten ihtiyacın olduğunu belirlerken dikkat etmen gereken önemli bir nokta var:

Psikolog Edward Deci ve Richard Ryan’ın “Öz Belirleme Kuramı”, insanların çoğu zaman kendi gerçek isteklerini, başkalarının onlardan beklediği isteklerle karıştırdığını gösteriyor.

Ve bu sebeple, eğer yönünü yanlış belirlediysen dönüşümü başlatmak da sürdürülebilir kılmak da mümkün olmuyor.

Çünkü dışarıdan gelen bir hedef, ilk zorlukta sönüp gidiyor. Sadece içeriden gelen bir hedef sana yaşadığın zorluktan sonra da ayakta durma gücü verebiliyor.

Yönünü buldun ve o ilk adımı attın diyelim. Şimdi ne olacak?

Yer kabuğunun derinliklerinde iki fay hattı yıllarca birbirine yaslanır. Yüzeyde hiçbir şey görünmez; toprak sessizdir, hayat normal akar. Ama o sessizliğin altında doğa küçük küçük bir güç biriktirir; yılda birkaç milimetre, fark edilmeyen bir enerji katman katman toplanır. Ve bir gün, biriken bu güç öyle bir noktaya ulaşır ki gezegenin en etkileyici doğal olaylarından biri olarak açığa çıkar.

İnsan hayatındaki en büyük dönüşümler de tam olarak böyle gerçekleşir. Bir gün hayatını cesurca değiştiren birine dışarıdan bakarsın ve “Birden karar verdi.” dersin. Ama o kişiyle konuşsan, sana aylarca, bazen yıllarca sessizce biriken bir meraktan, tekrar tekrar beslenen bir istekten bahseder. Dönüşüm o gün başlamamıştır; o gün sadece açığa çıkmıştır.

Psikolog James Prochaska ve Carlo DiClemente’nin geliştirdiği “Değişim Aşamaları Modeli” de tam olarak bu birikimi anlatır:

Düşünmeme öncesi: Fay hattının henüz hiçbir gerilim biriktirmediği, her şeyin “normal” göründüğü dönem. Burada olmak bir eksiklik değil, sadece farkındalığın henüz oluşmadığı anlamına gelir.

Düşünme: Gerilimin sessizce birikmeye başladığı ama henüz hiçbir hareketin olmadığı an.

Hazırlık: Biriken gerilimin bir yön aramaya başladığı dönem. Denemeler yaparsın, küçük adımlar atarsın; tıpkı fay hattının büyük harekete geçmeden önce ufak titreşimler vermesi gibi.

Eylem: Biriken enerjinin artık somut adımlara dönüştüğü an.

Sürdürme: Enerjinin düzenli ve kontrollü bir şekilde akmaya devam ettiği aşama.

Geri Dönmek Başarısızlık Değildir

Süreç içerisinde vazgeçmemek için bilmen gereken en önemli şey şu:

Bu aşamalar dümdüz bir çizgi izlemez. İnsanlar sıklıkla eyleme geçer, sonra düşünme aşamasına geri döner ve tekrar dener. Sigarayı bırakma araştırmaları, çoğu insanın kalıcı bir başarıya tek denemede değil, birçok kez geri dönüp tekrar denedikten sonra ulaştığını gösteriyor.

Nasıl Başarabilirsin?

Davranış bilimci Phillippa Lally ve University College London’daki ekibinin 2010 yılındaki araştırması, yeni bir alışkanlığın kalıcı hâle gelmesinin ortalama 66 gün sürdüğünü, ama bu sürecin büyük kısmında ilerlemenin gözle görünmediğini söyler.

Bu sebeple, devam edebilmek için şunu unutma: Beklediğin şeyi görmüyor olman, çoğu zaman gerçekleşmediği anlamına değil; henüz değişikliğin yüzeye çıkmadığı anlamına gelir.

BJ Fogg’un Stanford’daki laboratuvar deneyleri, insanların büyük hedeflerle değil, gülünç derecede küçük eylemlerle başladıklarında çok daha kalıcı bir değişim yarattığını gösteriyor. Fogg’un “Tiny Habits” yaklaşımına göre, hedefini o kadar küçült ki reddetmen neredeyse imkânsız hâle gelsin. “Her gün 30 dakika okuyacağım.” yerine, “Her gün tek bir sayfa okuyacağım.” demek gibi.

Ve son olarak, sosyal psikolog Daryl Bem’in “Öz Algı Kuramı”, kim olduğuna önce davranışınla karar verdiğini hatırlatıyor. Yani, “Bir gün yapacağım.” yerine, “Ben bunu yapan biriyim.” cümlesini kur.

Şimdi Sıra Sende

Kapının önünde durmaya devam edebilirsin, seçim senin. Ama artık biliyorsun: O kapı, senin “hazır” hissetmeni beklemiyor.

Elin hâlâ kapı kolunda…

Çevirecek misin?

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir