Tasarımdan koçluğa uzanan yolculuğumda dinlemenin, merakın, sessizliğe izin vermenin ve farkındalığı müşteriye bırakmanın ne anlama geldiğini ICF etik ve yetkinlikleriyle tekrar keşfettim. Bu yazı koç beklediğinde, sustuğunda ve yorumunu askıya aldığında müşterinin neyi duyabildiğine bakıyor.
Tasarımdan koçluğa uzanan yolculuğumda dinlemenin, merakın, sessizliğe izin vermenin ve farkındalığı müşteriye bırakmanın ne anlama geldiğini ICF Etik Kuralları ve Temel Yetkinlikleriyle tekrar keşfettim. Bu yazı, koç beklediğinde, sustuğunda ve yorumunu askıya aldığında müşterinin neyi duyabildiğine bakıyor.
İyi dinlemek, yalnızca söylenenleri doğru anlamak değildir. Bazen asıl mesele, sözcüklerin arasında kalan bir ihtiyacı, bir tereddüdü ya da kişinin henüz adını koyamadığı bir şeyi fark edebilmektir. Koçlukta dinlemek, müşterinin sesini kendi yorumumla doldurmak değil, kendi sesini daha net duyabilmesine alan açmaktır.
Mesleki yolculuğumda farklı alanlarda çalışırken şunu öğrendim: İnsanlar çoğu zaman ne istediklerini söylediklerinde bile, söylediklerinin arkasındaki anlamı henüz keşfetmemiş olabilirler. Bu nedenle benim için süreç duymak, dinlemek, anlamak ve fark edilenin üzerine düşünmeye yer bırakmak arasında ilerliyor.
Birkaç saniyelik bekleyiş
İç mimari tasarım yaptığım yıllarda ev ziyaretlerinde önce müşterimin korumak istediği şeyleri not ederdim. İlk bakışta sıradan görünen bir halı, bir kitaplık ya da bir koleksiyon, aslında evin en önemli parçası olabilirdi.
Örneğin, “Bu halınıza evinizde özel bir yer ayırdığınızı görüyorum. Sizin için ne ifade ediyor?” diye sorduğumda, yalnızca bir eşyanın yerini değil, onun taşıdığı anlamı keşfetmeye başlardık. Kimi zaman da “Bu kanepeyi sevmiyorum” denirdi. Hemen yeni bir kanepe önermek yerine biraz beklerdim. Cümlenin devamı çoğu zaman kendiliğinden gelirdi: “Çok fazla hatıra yüklü…”
O birkaç saniyelik bekleyiş, tasarım kararını değiştirebildiği gibi konuşmanın yönünü de değiştirebilirdi.

Merak ve varsayım
Bugün koçlukta da benzer bir yerde duruyorum; bir farkla: Tasarımda öneri getirmek işimin parçasıydı. Koçlukta öneriyi bekletmek, hatta çoğu kez hiç getirmemek işimin parçası. Müşteri bir şey söylediğinde zihnimde hemen bir açıklama üretmemeye çalışıyorum. Çünkü koçun varsayımı, müşterinin farkındalığı değildir.
Mesleki deneyim arttıkça insanın daha çok cevap bildiğini düşünmesi kolay. Oysa benim için profesyonelliğin önemli parçalarından biri, bilmediğim şeyi merak edebilmektir. Bir müşterinin söylediği bir cümleyi kendi deneyimimle tamamlamak yerine, “Bunu senin için önemli yapan ne?” diye sorabilmek bazen cevabı vermekten çok daha değerlidir.
Merak, karşımdaki kişinin dünyasını benim bildiğim bir yere çekmek yerine onun dünyasında kalabilmemi sağlar. Bunun için de önce kendi varsayımlarımı fark etmem gerekir. Bir müşterinin “Bunu yapamam” demesi, benim için gerçekten yapamayacağı anlamına gelmez. Bunun bir inanç mı, bir korku mu, geçmiş bir deneyimin sonucu mu, yoksa o anda kullandığı bir ifade mi olduğunu müşteriyle birlikte keşfetmek gerekir.
Sessizliğe izin vermek
Koçluk görüşmelerinde her sessizliği doldurmak gerekmiyor. Hatta bazen orada kalmak, müdahale etmekten daha değerli.
Bir müşteri konuşurken durduğunda, hemen yeni bir soru sormak yerine o sessizliğe alan açmak, düşüncenin devam etmesine izin verebilir. Bir kelimede ses tonunun değişmesi, cümlenin yarıda kalması ya da aynı ifadenin görüşmeden görüşmeye tekrar edilmesi de benim için dinlemenin parçalarıdır.
Bir görüşmede müşterim “Aslında her şey yolunda” dedi ve durdu. Ses tonu cümlenin sonunda alçalmıştı. Yeni bir soru sormadım. Birkaç saniye sonra kendisi ekledi: “Yolunda ama benim değil gibi.” O günün asıl konusu o cümle oldu.
Aktif dinleme, yalnızca söyleneni takip etmek değil, müşterinin neyi nasıl söylediğine de dikkat etmektir. Avraham Kluger ve arkadaşlarının Journal of Business and Psychology adlı dergide 2024 yılında yayımlanan kapsamlı meta-analizi de algılanan dinleme ile iş sonuçları ve özellikle ilişki kalitesi arasında anlamlı ilişkiler bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu bana, dinlemenin yalnızca bir iletişim tekniği değil, ilişkinin niteliğini, koçlukta güven ve emniyet ortamını etkileyen bir beceri olduğunu hatırlatıyor. ICF Temel Yetkinlikleri arasında yer alan “Aktif Dinler” ve “Farkındalık Uyandırır” benim için burada birleşir: Fark ettiğimi müşteri adına yorumlamak değil, onun farkındalığını oluşturmasına alan açmak.
Fark etmek ve söylemek arasında
Ancak burada önemli bir sınır var: Her şeyi fark etmek, her şeyi söylemek değildir.
Tasarımcılık dönemimde müşterilerin özel tercihleri ve yaşam biçimleri hakkında edindiğim bilgileri, onların izni olmadan paylaşmamaya özen gösterirdim. Bir mekânın fotoğrafının bir dergide yayımlanması bile izin alınmadan mümkün değildi. Çünkü ortaya çıkan tasarım ne kadar güzel olursa olsun, o alan hâlâ bir insanın özel yaşamının parçasıydı.
Kimi zaman alışılmadık, son derece kişisel bir istek gelirdi. Arkasında bir hikâye olabilirdi; fakat o hikâye müşterinin hikâyesiydi. Profesyonel olarak onu biliyor olmak, onu anlatma hakkına sahip olduğum anlamına gelmiyordu.
Bugün koçlukta bu deneyimin karşılığını daha açık görüyorum. ICF Etik Kuralları da, her koçluk anlaşmasının başında müşteriyle konuştuğumuz gizlilik maddesi de aynı şeyi söylüyor: Gizlilik, izin ve sınırlar yalnızca mesleki kurallar değil, müşterinin kendi yaşamı üzerindeki hakkına duyulan saygının bir parçası.
Anlaşmayı korumak
Koçluk görüşmesinin başında konuşacağımız konu belli olabilir. Fakat görüşme ilerledikçe müşterinin asıl çalışmak istediği şey değişebilir. Benim için burada önemli olan, önceden belirlenmiş gündeme tutunmak değil, görüşmenin amacını müşteriyle birlikte yeniden netleştirebilmektir.
“Başta başka bir konu konuşacaktık; şimdi bunun senin için daha önemli olduğunu görüyorum. Bugün buraya odaklanmak ister misin?” gibi bir soruyla yönü birlikte yeniden belirlemek, görüşmenin kontrolünü ele almak değil, yapılan anlaşmayı korumaktır.
Çünkü koçlukta gündem koçun değil, müşterinindir.
Farkındalıktan seçime
Farkındalık tek başına son durak değil. Bir şeyi fark etmek, onunla ne yapacağımızı yeniden düşünmek için bir başlangıç.
Tasarımda müşterinin “Ben bunu hiç böyle düşünmemiştim” dediği anlar olurdu. O cümle benim için tasarımın bittiği değil, yeni bir seçimin başladığı andı. Örneğin küçük bir alanda koyu renk kullanmaktan çekinen bir müşteri, bu çekincesinin nedenini fark ettiğinde yalnızca bir renk seçmiyordu; alışkanlığını, ihtiyacını ve mekânla kurduğu ilişkiyi yeniden değerlendiriyordu.
O anda benim görevim hangi seçeneğin doğru olduğunu söylemek değil, müşterinin gördüğü yeni olasılıkları değerlendirmesine alan açmaktı. Koçlukta da benzer biçimde, ortaya çıkan farkındalığın kişinin kendi hayatında neye karşılık geldiğini keşfetmesine eşlik etmek önemli.
Bu, daha önce görmediği bir seçeneği fark etmek olabilir; bir karar vermek, bir konuşmayı yapmak ya da henüz hiçbir adım atmadan önce biraz daha düşünmek de olabilir. Önemli olan, adımın benim önerim olmaması; müşterinin kendi farkındalığından, ihtiyacından ve seçiminden doğmasıdır. Sonrasında bu adımın ona ne öğrettiğine yine birlikte bakmak da öğrenmenin bir parçasıdır.
Tasarımcı müşterinin yerine yaşamaz. Koç da müşterinin yerine yaşamaz.
Her ikisinde de kişiye özel olanı gerçekten kişiye özel bırakmak gerekir.

Kendi sesini duymak
Belki de iyi dinlemenin en önemli göstergesi, görüşmenin sonunda benim ne kadar iyi bir yorum yaptığım değil, müşterinin kendi düşüncesini, ihtiyacını ya da seçeneğini biraz daha net duyabilmesidir.
Bu yazıyı yazarken son görüşmelerimi yeniden düşündüm; en çok sessizliği doldurma isteğimin hâlâ ne kadar hızlı geldiğini fark ettim. Dinlemek, bende de bitmiş bir iş değil.
Benim için koçlukta dinlemek, cevap aramak değil, anlamın ortaya çıkmasına alan açmak. Merak etmek, cevabı bilmemeyi göze almak. Sessizliğe izin vermek, müşterinin düşüncesine güvenmek. Ve fark edileni, müşterinin kendi seçimine ve kendi adımına bırakmak.
Belki asıl soru şudur:
Karşımızdaki kişi, bizimle konuştuktan sonra kendi sesini biraz daha net duyabiliyor mu?
Bu sorunun cevabına bakmak, benim için dinlemenin gerçekten başlayıp başlamadığını anlamanın en güçlü yollarından biri.
*Yazıdaki örnekler gizlilik gereği anonimleştirilmiş ve birleştirilmiştir.