Koçluk

Az Bir Dur, İçini Duy

17 Birgül Heinz 3 dk okuma
Koçluk 3 dk okuma
Paylaş:

Günlük hayatın hızlı temposunda çoğumuz kendi duygularımıza karşı bilincimizi kapatmış halde yaşıyoruz. Farkına varmadan akıp giden zamanın içinde, iç dünyamızın sesini duymakta zorlanıyoruz.

Bu yazı, duyguların bize ilettiği mesajları anlamayı, onları bir rehber olarak görmeyi ve hayatımıza bilinçli bir duraklama eklemeyi öneriyor.

Hanımlar ve Beyler… Hayatın hızının farkında mıyız?

Günler birbirini kovalıyor. Bir bakıyoruz, haftalar göz açıp kapayana kadar geçmiş. Tıpkı yanımızdan hızla geçen bir tren gibi…

Peki, bu hızın içinde kendimize ne kadar yer ayırıyoruz?

Bu akış bana hep bir türküyü hatırlatır: Aşık Veysel’in söylediği “Uzun İnce Bir Yoldayım”…

“Uzun ince bir yoldayım,
Gidiyorum gündüz gece…”

Hayat gerçekten uzun bir yol gibi. Ve bu yolculukta duygularımız bize rehberlik eder. Fakat çoğu zaman bu yolun hızına kapılıp kendi duygularımızı görmezden geliyoruz.

Barış Manço bir şarkısında şöyle der:

“Zaman akmıyor sanki, saatler durmuş bugün.”

Bu söz, duyguların yoğun olduğu anlarda zaman algımızın nasıl değiştiğini güçlü bir şekilde anlatır.

Felsefi ve Psikolojik Perspektifler

Ünlü psikolog Daniel Goleman, duygusal zekâ üzerine yaptığı araştırmalarda insanların yoğun günlük yaşam içinde duygusal farkındalıklarını kaybettiklerinde bunun ilişkilerini ve kararlarını olumsuz etkileyebileceğini ortaya koymuştur.

Sigmund Freud şöyle der:

“Bastırılan duygular bilinçdışında kalır ve farklı şekillerde ortaya çıkar.”

Mevlânâ’nın sözleri de bu gerçeği başka bir açıdan anlatır:

“Yara, ışığın içeri girdiği yerdir.”

Maya Angelou ise şöyle söyler:

“İçinde anlatılmamış bir hikâye taşımaktan daha büyük bir acı yoktur.”

Psikologların da söylediği gibi bastırılan duygular yok olmaz; sadece başka bir biçimde geri döner.

Duyguların Mesajları

Peki nedir bu duygular? Bize ne anlatmak isterler? Onları hissettiğimizde nasıl anlayabiliriz? Madem bu soruları sorduk, şimdi kendimize doğru küçük bir yolculuğa çıkalım. Duygular aslında bir yük değil, bir mesajdır. Bizi biz yapan insani sinyallerdir.

  • Kıskançlık
  • Neden önemli? Kıskançlık çoğu zaman kişinin kendini yetersiz hissetmesi veya değer görmeme hissidir. Yoğun bir acı, kızgınlık ve kaybetme korkusu içerebilir. Sadece romantik ilişkilerde değil; arkadaşlık, iş hayatı veya aile içinde de ortaya çıkabilir.
  • Bastırıldığında ne olur? Başkalarıyla bağ kurmak zorlaşır. Huzursuzluk, stres ve öfke biririk. Sürekli bir eksiklik hissi oluşur ve kişi kendini başkalarıyla kıyaslamaya başlar.
  • Kızgınlık
  • Neden önemli? Kızgınlık, istemediğimiz bir durum karşısında verdiğimiz güçlü bir duygusal tepkidir. Haksızlık, engellenme veya hayal kırıklığı karşısında ortaya çıkar. Doğru ifade edildiğinde sınır koymayı öğretir ve bizi harekete geçirir.
  • Bastırıldığında ne olur? Küçük olaylarda ani patlamalar yaşanabilir. İlişkiler zarar görebilir. Kronik gerginlik ve baş ağrısı oluşabilir.
  • Üzüntü / Hüzün
  • Neden önemli? Üzüntü, kayıp ve değişimle başa çıkmamıza yardımcı olur. Genellikle geçici bir süreçtir ve duygusal dengeyi yeniden kurmamıza katkı sağlar.
  • Bastırıldığında ne olur? Uzun süre bastırılan hüzün, depresyon, kronik yorgunluk ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açabilir. Kişi içine kapanabilir ve motivasyonu düşebilir.
  • Panik / Aşırı Kaygı
  • Neden önemli? Kaygı, tehlike ve risklere karşı bizi uyaran doğal bir savunma mekanizmasıdır. Bedenimizi tetikte tutarak hayatta kalmamıza yardımcı olur.
  • Bastırıldığında ne olur? Panik atak, uyku bozuklukları ve sürekli tetikte olma hali ortaya çıkabilir. Kalp çarpıntısı ve terleme gibi fiziksel belirtiler görülebilir.
  • Mutluluk / Keyif
  • Neden önemli? Mutluluk motivasyonumuzu artırır, üretkenliğimizi destekler ve yaşam doyumunu güçlendirir. Mutlu insanlar genellikle daha empatik, sabırlı ve sevgi dolu olurlar.
  • Bastırıldığında ne olur? Yaşam enerjisi azalır, stres toleransı düşer ve psikolojik yorgunluk oluşabilir.
  • Doyum
  • Neden önemli? Doyum ruhsal dengeyi sağlar ve iç huzuru güçlendirir. İhtiyaçlarımız karşılandığında yeni hedeflere odaklanabiliriz.
  • Bastırıldığında ne olur? İçsel boşluk ve huzursuzluk oluşabilir. Sürekli daha fazlasını isteme ya da doyumsuzluk hissi zihnel ve duygusal gerilimi artırır.

Son Söz

Unutmayalım ki bu dünyaya misafir olarak geldik. Hayatın hızına kapılıp gitmeden önce bazen durup içimize bakmak gerekir. Duygularımızı anlamak, onları bastırmak yerine dinlemek bize kendimizi iyileştirme fırsatı sunar. Kendimize biraz zaman verelim. Duygularımızı anlamayı öğrenelim. Böylece hayatın her anını daha bilinçli ve daha dolu yaşayabiliriz.

40

Birgül Heinz

Sosyal Hizmetler Uzmanı

Sosyal hizmetler uzmanı. Duygusal farkındalık ve iç dünya üzerine yazıyor.

Tüm yazıları →

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir