Defteri Yakmıyorum Ama Bugün Açmıyorum
Psikoloji

Defteri Yakmıyorum Ama Bugün Açmıyorum

Altuğ Erbaşı Altuğ Erbaşı 4 dk okuma
Psikoloji 4 dk okuma
Paylaş:

Bir ilişkinin ardından kapanış gerçekten her şeyi silmek, engellemek ve “bir daha asla” demek midir? Dijital izleri takip etme dürtüsünden açık iletişime, duyguyla eylemi ayırmaktan gerçek değişimi gözlemlemeye uzanan bu yazı, kapanışı daha sakin ve işlevsel bir yerden yeniden düşünmeye davet ediyor.

“Defteri yakmıyorum. Ama bugün onu açmıyorum.”

Kapanış neden bir “son karar” olmak zorunda değil?

Bir ilişkinin ardından en sık duyduğumuz önerilerden biri nettir: Her yerden sil, engelle, bir daha bakma. Bazen bu gerçekten koruyucu bir sınırdır. Ancak her insan ve her ayrılık aynı değildir. Kapanışı yalnızca “bir daha asla” cümlesine bağladığımızda, duygularımızın kararnameyle ortadan kalkmasını bekleriz. Oysa birini özlemek, hâlâ sevgi hissetmek ya da geçmişteki bir ihtimali tümüyle inkâr edememek, o ilişkiye bugün geri dönmek zorunda olduğumuz anlamına gelmez.

Duygu ile eylemi birbirinden ayırabilmek burada kritik bir beceridir. “Hâlâ hissediyorum” başka bir cümledir; “Bu nedenle harekete geçmeliyim” bambaşka. Kapanış bazen kapıyı sonsuza dek kilitlemekten çok, anahtarın artık günümüzü yönetmemesidir.

Bir profil fotoğrafı neden bu kadar şey anlatır gibi gelir?

Dijital ortam, ayrılıklardan sonra belirsizlik için verimli bir alan yaratır. Profil fotoğrafındaki değişiklik, bir şarkı, çevrimiçi olma saati veya bir paylaşım, zihnin boşlukları hikâyelerle doldurmasına izin verir.

Tara C. Marshall’ın 464 katılımcıyla yürüttüğü ve Cyberpsychology, Behavior, and Social Networking dergisinde yayımlanan araştırmada, eski partnerin Facebook profilini daha fazla izlemenin daha yüksek ayrılık sıkıntısı, daha fazla özlem ve daha düşük kişisel gelişimle ilişkili olduğu bulundu.

Bu sonuç, “Bir kez baktın, iyileşmedin” demek değildir. Daha anlamlı soru şudur: Baktıktan sonra zihnin ne yapıyor? Yeni veriler toplamaya, senaryolar kurmaya ve tekrar tekrar kontrol etmeye mi yöneliyor; yoksa fark edip hayatına geri dönebiliyor musun? Davranışın anlamını, tek bir bakıştan çok, onun yarattığı döngü belirler.

Engellemek sınırdır; ama tek sınır değildir

Engelleme, özellikle kontrol davranışı zorlayıcı hâle geldiğinde güçlü bir “korkuluk” olabilir. Fakat kişi birkaç gün sonra engeli kaldıracağını biliyor ve bu süreç yeni bir mücadeleye dönüşüyorsa, amaçla araç birbirine karışabilir: Engelle, dayan, aç, kendine kız, yeniden engelle…

McDaniel ve çalışma arkadaşlarının ayrılık sonrası sosyal medya kullanımını inceledikleri araştırmada, katılımcıların önemli bir bölümünün çok az izleme ve etkileşim gösteren “clean breaker” örüntüsünde olduğu görüldü. Yani sağlıklı mesafe, tek biçimli bir dijital davranıştan ibaret değildi.

Bazı insanlar için sınır, erişimi fiziksel olarak kesmektir. Bazıları içinse erişim mümkün olduğu hâlde kontrol etmemeyi seçebilmektir. Ölçüt, hangi yöntemin kişiyi kendi hayatına daha kolay döndürdüğüdür.

İşaretler değil, açık iletişim

Bir ilişkinin geleceğini değerlendirmek için profil fotoğrafı, şarkı veya dolaylı mesajlar güvenilir veriler değildir. Çünkü bunların anlamını çoğu zaman biz üretiriz. Gerçek bir yeniden değerlendirme ancak doğrudan iletişimle başlayabilir: Ne istiyorsun? Neyi farklı görüyorsun? Geçmişteki sorunlarda kendi sorumluluğunu nasıl tanımlıyorsun? Bundan sonra ne yapmaya hazırsın?

Bu soruların cevapları, bir ilişkide tahminin yerini gerçekliğe bırakır. Açık iletişim aynı zamanda kişinin belirsizliği yönetmek için sürekli “işaret toplama” ihtiyacını azaltır. Kapanışın yetişkin tarafı burada görünür: İhtimalleri kovalamak yerine, gerçek bir konuşma yoksa hayatı askıya almamak.

“Değiştim” demekle değişmek aynı şey değil

Açık iletişim önemlidir ama tek başına yeterli değildir. “Seni anladım”, “Değiştim” veya “Bu kez farklı olacak” cümleleri niyet gösterebilir; ancak değişimin kanıtı değildir. Gerçek değişim zaman içinde gözlenir.

Zor bir konuşmada kalabilmek, sorumluluk almak, belirsizlik üretmemek, sınırları gözetmek ve söz ile davranış arasında tutarlılık kurmak… Bunlar tekrarlandıkça yeni bir ilişki biçiminden söz edilebilir. Bu nedenle geçmişteki bir bağ yeniden gündeme gelecekse ölçüt özlem değil, gözlenebilir davranış olmalıdır. Bir kişiyi hâlâ sevmekle onunla kurulacak ilişkiyi yeniden seçmek aynı karar değildir.

Bugünlük kararın gücü

Bazen kendimize verebileceğimiz en dürüst söz sonsuzlukla ilgili değildir:

“Defteri yakmıyorum. Ama bugün onu açmıyorum.”

Bu cümle geçmişi aklamaz, yaşananları küçültmez ve kapıda beklemek anlamına gelmez. Sadece bugünün sorumluluğunu bugünde tutar: Bugün işaret aramıyorum. Bugün hayatımı bir ihtimalin etrafında düzenlemiyorum. Bugün önümdeki işi, ilişkiyi, dostluğu, üretimi ve kendi hayatımı yaşamaya devam ediyorum.

Bir gün gerçek, doğrudan ve sorumluluk taşıyan bir iletişim gelirse o gün yeniden düşünmek mümkündür. Ama o güne kadar kapının nerede olduğunu bilmek, koridorda yaşamak zorunda olduğumuz anlamına gelmez.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir